Son yıllarda satın alınan neredeyse tüm televizyon kumandalarında istesek de istemesek de bir tuş karşımıza çıkıyor: Netflix. Ülkemizde LGBTİ+ içerikleri sebebiyle özellikle dinci-muhafazakâr kimi çevrelerden tepki gören Netflix’in sadece Türkiye’de 3,5 milyon aboneye ulaştığı biliniyor. Peki Netflix tüm dünyada sadece dizi-film-belgesel üreten ya da yayınlayan bir dijital dağıtım platformu mu, yoksa dijital bir platform olmanın ötesinde başka amaçları da var mı?

Netflix’in tarihi
Netflix 2008’de kurulduğunda online DVD kiralama hizmeti sunuyordu, 2012’ye gelindiğinde ise Netflix Orijinal adı altında House of Cards ya da Orange is the New Black gibi kendi yapımlarını yayınladı(1). Ardından ise 2016 yılında televizyon piyasasını altüst ederek bir anda nasıl bir girişimcilik başarısıysa(!) 130 ülkede birden hizmet sunacağını duyurdu. The Guardian’ın o dönemki haberine göre “Şirketin CEO’su Reed Hastings, yakın gelecekte Netflix’in Çin’de piyasaya sürüleceğinden umutlu olduğunu söyledi. Şirket ayrıca, ABD’nin ticari ambargolarından dolayı Suriye’de faaliyet göstermediğine ve Kuzey Korelilerin ise Batı eğlencesinin zenginliğine erişemeyeceklerine dikkat çekti.” (2) Günümüzde ise Netflix 190’dan fazla ülkede izleniyor. Bugün piyasaya AmazonPrimeVideo, Disney+ gibi dünya devi başka tekellerin girmesiyle Netflix her ne kadar tahtını Disney+’ya kaptırsa da aralarındaki kullanıcı sayısı farkı çok da büyük değil. Disney+ 221.1 milyon aboneye sahipken Netflix 220.7 milyon aboneye sahip.(3)

Kültürel çeşitlilik mi, kültürel emperyalizm mi?(4)
Netflix’in pazarlama stratejilerinden birisi de kültürel çeşitliliği sağladığını öne sürmesi. Khansa Salsabila bu konuyu ele aldığı yazısında Netflix’in orijinal dizilerinin Amerika, Avrupa ve Asya olarak üç alt kategoriye göre incelenebileceğini, Netflix’in kültürel çeşitlilikleri ve azınlıkları daha fazla müşteri çekmek amacıyla kullandığını belirtiyor. Bu noktada Netflix’in gerçekten kültürel çeşitlilikleri nasıl yansıttığını sorguluyor. Ayrıca, Amerikan kültürü ve hayat tarzının dizilerde ana malzeme olarak karşımıza çıktığını söylüyor. Amerikan ve İngiliz olmayan yerel üreticilerin Netflix piyasasına girebilmesi, popüler ve başarılı olabilmesi için içeriklerini Amerikan izleyicilerine ve belli türlere-formlara uygun hâle getirmek zorunda olduklarının altını çiziyor. Türkiye’de de bilinen İspanyol yapımı Elite ve İngiliz yapımı Sex Education dizilerinin Amerikan kültürünü yansıttığını ve Avrupa’nın Amerikanlaştırıldığını vurguluyor. Asya’daki Amerikanlaştırmanın ise özellikle Güney Kore’nin romantik türdeki popüler dizileri olan K-Dramalar aracılığıyla yapıldığını belirtiyor. Salsabila’ya göre tüm bunlar göz önüne alındığında Netflix dış piyasayı, yabancı yatırımcıları ve yerel üreticilerin piyasada nasıl yer alacaklarını belirliyor ve Amerikan kültür emperyalizminde kilit rol oynuyor.

Zorba Nasıl Olunur: Gerçekleri Çarpıt
Noam Chomsky dev medya tekellerini incelediği Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir? adlı kitabında çok uzun yıllar önce kitle iletişim araçlarının, üretim araçlarına sahip olanların kendi sınıf iktidarlarını sürdürmek için kullanıldığını ve bunun için de sistemli bir propaganda modeline ihtiyaç duyduklarını belirtmişti(5). Chomsky ve Salsabila’nın bakış açısıyla Netflix tam da bu işlevi gerçekleştiriyor. Yayınlanan içeriklerin çok büyük bir bölümünde sosyalizme ve ilerici tüm hareketlere dönük sistematik bir saldırının ve yalanların yer aldığı görülüyor. Yazımızın amacı Netflix dizi, belgesel ve filmlerinde yer alan yalanları ve çarpıtmaları eksiksiz incelemek olmadığından ve böylesi bir çalışma ancak birkaç ciltlik bir kitap dizisiyle yapılabileceğinden sadece birkaç örnek vermekle yetineceğiz.

İlk olarak, 2021’de vizyona giren ve Netflix’in Zorba Nasıl Olunur adlı belgeselinde sapla samanı birbirine karıştırarak nasıl müthiş bir çarpıtma örneği sergilediğine bakalım. Altı bölümden oluşan belgeselin bölüm başlıkları şu şekilde: “Rakiplerini Bastır”, “Korku Rejimi Kur”, “Gerçekleri Çarpıt”, “Yeni Bir Toplum Oluştur” ve “Sonsuza Dek Hükmet”. Belgeselin her bir bölümünde diktatör olarak nitelendirilen farklı bir tarihî kişilik bulunuyor. Hitler’in de bir bölümde incelendiği belgeselde diktatör olarak karşımıza 2. Dünya Savaşı’nda Hitler faşizmini ezen Stalin, 2011’de Libya’daki Amerikan emperyalizminin saldırısına “Ya zafer ya da ölüm” diyerek direnen Muammer Kaddafi ve gene Amerika’nın Irak işgaline direnerek ülkesine ihanet teklifini reddeden Saddam Hüseyin de bulunuyor. Küba Devrimi’nin önderlerinden Fidel Castro’ya doğrudan bir bölüm ayrılmasa da arada verilen yalan bilgilerle yol arkadaşlarının tamamını öldürdüğü safsatası yutturulmaya çalışılıyor. Hatta Stalin, Kaddafi, Castro ve Saddam Hüseyin öyle şeytanlaştırılıyor ki çizilen Hitler portresi onların yanında neredeyse masum kalıyor. Tabii ki, belgeselde 2. Dünya Savaşı’nda dünyayı faşizmden kurtaran liderin Stalin olduğu ima dahi edilmiyor. Amerika’nın devrimden önce ve sonra Küba’da işlediği suçlar mı? Tek bir kelime söylenmiyor. 2003’te Amerika’nın Irak işgalinde 1,5 milyondan fazla Iraklıyı katlettiğine dair en ufak bir işaret verilmiyor. Unutmadan eklemekte fayda var, halkın yararına olan kamulaştırma faaliyetleri ise dizide yöneticilerin kendi zenginliklerini artırma faaliyeti olarak lanse ediliyor.

Netflix çarpıtmalarına maruz kalmamak mümkün mü?
Netflix, Türkiye’de uzun süren ve bol reklamlı dizilerden kaçan, özellikle orta sınıf ve üstü için “rahatlık satan” bir alternatife dönüştü. Milyonlarca emekçi hane açısından bir lüks olduğunu da belirtmek gerekiyor, çünkü ayrıca bir internet bağlantısı ve aylık en az 40 TL civarında bir abonmanlık ücreti bulunuyor. Tabii ki gençliğin büyük bir çoğunluğunun da Netflix dizilerinden haberdar olduğunu belirtmek gerekiyor. Metropoll’ün araştırmasına göre Türkiye’de 18-35 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 66,4’ü Netflix’i biliyor, yüzde 32,9’u ise Netflix abonesi. Öyle ki, vizyona giren kimi Netflix dizileri hızla Twitter Türkiye’de de TT (Trend Topic – En çok konuşulan konu) oluyor. Bu araştırmada 18 yaş altı gençler ve çocuklar yok. Onlar da eklendiğinde şüphesiz bu sayı artacaktır.

Yukarıda Netflix’in “rahatlık” sattığına işaret ettik ve pek doğaldır ki Türkiye’deki Netflix kullanıcılarının büyük bir kısmı “Ben reklam izlemek istemiyorum, zamanım kısıtlı o yüzden ilgimi çeken içerikleri izlemek istiyorum” diye düşünebilir. Hatta ben öyle tarihî belgeselleri de takip etmiyorum o yüzden bu türden bir propagandaya maruz kalmam diye aklından geçirebilir. Hiç endişe etmeyin, Netflix kendi paramızla zihinlerimizi zehirlemenin karşılığını eksiksiz yerine getiriyor. Örneğin, kadın hakları konusuna duyarlı birisiniz ve karşınıza bu konuyu ele alan mini bir yapım çıktı (Netflix, kullanıcılarının tercihlerine göre önerilerde bulunuyor). İzlediğiniz yapım feminizmi böyle güzel ve ilgi çekici bir şekilde de anlatıyor derken hop bir anda karşınızda Hillary Clinton kadın hakları savunucusu olarak çıkarılıyor. Tabii belgeselde Hillary Clinton’un Amerika’nın Ortadoğu’da Siyasal İslamı Sovyetlere karşı nasıl kullandıklarını anlattığı konuşması gösterilmiyor. Ya da Lucifer adında fantastik bir dizi izliyorsunuz, ama arada Hitler’in, Stalin’in ve Saddam’ın aynı cehenneme gönderildiğini duyuyorsunuz.

NETFLİX: DİJİTAL PLATFORMUN ÖTESİ

Bu çarpıtmaların sadece sosyalist liderlerle sınırlı olmadığını da belirtmek lazım. Netflix ülkelerin ve toplumların tarihsel belleğini baştan yazmaya çalışıyor. Ötekileştirilenlerin ve cinsiyet eşitsizliğine maruz kalanların sesini iletiyor maskesi altında muhalif ve özgürlükçü bir görünüm çizmeye çalışıyor. Özellikle de toplumsal ilerlemenin taşıyıcıları aydınları ve gençliği farkına varmadan ince bir şekilde işlenmiş Amerikan propagandasına maruz bırakıyor. Amerika’nın hükümdarlığının devam etmesi ve tüm dünya halklarını sömürebilmesi için Netflix gerçekleri çarpıtmayı ve yalanlar üretmeyi sürdürüyor.

  1. Ayrıntılı bilgi için bkz. https://doi.org/10.22146/rubikon.v8i1.65480
  2. Ayrıntılı bilgi için bkz. https://www.theguardian.com/technology/2016/jan/06/netflix-availability-country-added-china-english-north-korea-ces#:~:text=Netflix%20announced%20Wednesday%20that%20it’s,China%20in%20the%20near%20future
  3. Ayrıntılı bilgi için bkz. https://www.hollywoodreporter.com/business/digital/disney-q3-2022-earnings-1235196589/
  4. Bu başlıktaki bilgiler Khansa Salsabila’nın “Netflix: Cultural Diversityor Cultural Imperialism” adlı yazısındanderlenmiştir. Ayrıntılı bilgi için bkz.https://doi.org/10.22146/rubikon.v8i1.65480
  5. Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir? Kitle İletişim Araçlarının Ekonomi Politiği,Noam Chomsky ve Edward S. Herman,İstanbul, Minerva Yayınları, 1999, s. 21.
Paylaş