Devrimci Teoriden Kaçış Kitabı

Devrimci Teoriden Kaçış adlı kitapta, 1989 ile 2022 yılları arasında kaleme alınmış Türkiye ve dünyaya ilişkin çok sayıda makale yer alıyor. İnsanlık adına hemen her alanda kazanılan birikimin yağmalandığı 1989 sonrası çok yönlü süreçleri, olayları, olguları titizlikle inceleyen İsmail Kaplan bütün değerlendirmelerini devrimci teoriye dayandırıyor. Devrimci Teoriden Kaçış; diyalektik materyalist felsefe, bilimsel sosyalist anlayış ve ekonomi-politik düşünceyle, ustalıkla işlenen güncel metinlerden oluşuyor.

ABD emperyalizmi, SSCB’yi çözülüşe sürükleyen saldırılarından sonra oluşan tek kutuplu dünyada mutlak hâkimiyetini ilan etti. Emperyalizmin aşırı gelişmiş fikirsel kaynaklarının baskısı altında işçi sınıfının dünya görüşü yerine burjuva ideolojisini ikame etme girişimlerine karşı devrimci teorinin kılavuzluğunda sebat ediyor İsmail Kaplan.

“Devrimci teoriden kaçış gerçeklerden kaçma arzusunun belirtisidir, fantezilere sığınma çabasıdır. Devrimci teoriden kaçış sosyalist ideolojiden uzaklaşma, kapitalist ideolojiye yaklaşma gayretidir. Devrimci teoriden kaçış kapitalizmin, emperyalizmin, sömürgeciliğin, feodalizmin, ataerkinin, despotizmin, ayaklarımıza vurduğu prangaları gizleme ve hatta köleliğimizi meşrulaştırma girişimidir.”

Emekçi sınıfları, bağımsız ulusları, işçi sınıfı partilerini, sınıf dostu aydınları, devrimcileri, demokratları saran illet burjuva ideolojisi hastalığına karşı, geleneksel Marksist değerlendirmelerle tarihe notlar düşüyor yazar. Bütün toplumları içine alan karamsarlık duygusu ve panik dalgası içinde yükselen karşı devrimcilerin sesini susturan yazar bütün ezilenlerin sesine soğukkanlılıkla kulak veriyor.

Kaplan, emek-sermaye çelişkisini, sermayenin yarattığı çarpıtılmış gerçekliği, emeğin pusulasıyla ayakları üstüne oturtuyor. Bilimsel bilgiye, diyalektik yönteme dayanarak ve hayranlık uyandıran sezgiyle konuları irdeliyor. 89 öncesiyle günümüz arasında bağları koparılmak istenen Marksist-Leninist düşüncenin kilometre taşlarını dizerek devrimci teorinin hafızasını oluşturuyor.

“Politika özü yakalamak sanatıdır. Çok yönlü ve karmaşık gelişmeler içinde yüzeysel olanla özsel olanı, geçici olgularla kalıcı olguları bir birinden ayırt edemeyenler politikada başarısızlığa mahkûmdurlar. Geçici ve yüzeysel olguları abartarak politika yapanlar kimi zaman bir yıldız gibi parlarlar. Ama bunlar kuyruklu yıldızlardır, kısa sürede kayarlar. Marksizm-Leninizm işçi sınıfına gelişmelerin özünü yakalamayı sağlayan bilimsel bir yöntem sunar.”

İçerikte olduğu kadar biçimde de emeğin dilinde ısrar ediyor yazar. Bilinçli olarak karartılan, anlaşılmaz hale getirilen yazın anlayışına karşı; sade insan açıklığıyla ve devrimci aydın estetiğiyle yüklü söyleyiş işçiliği yapıyor. Temiz, akıcı bir o kadar çarpıcı üslubun da etkisiyle, okuyucu sessiz bir sevinçle yeni devrimler çağının kıyısında olduğumuz gerçeğiyle buluşuyor.

Anlam ve dil bu denli billurlaştıysa güzel günler yakın olmalı diye geçiyor insanın içinden.

Kitabı aşağıdaki linkten edinebilirsiniz:

Paylaş